Eticarette yapılan yanlışlar – Yeni Müşterilere Odaklanma

Merhabalar, Eticarette yapılan yanlışlar yazı dizimizin 3. yazısı ile karşınızdayım.

Bu yazımda eticaret sitesi sahiplerinin yaptığı davranışlardan birini daha doğrularıyla yanlışlarıyla anlatmak istiyorum. Eski yazılarımı okumayanlar için öncelikle diğer yazılarımı okumalarını öneririm, çünkü anlattığım bazı şeyler eski yazılarımda örnekler içerebilir.

Bugünkü konumuz yeni müşterilere odaklanmada yapılan yanlışlar değil. Yeni müşterilere odaklanmak ne kadar doğru? Ne zaman yeni müşterilere odaklanmalıyız? Ya da yeni müşterilere odaklanmalı mıyız?

musteriler

Eticarette, bastondan merdivene her türlü ürünün satışını yapan 10 binlerce mağaza var. Birçoğu nişleşmiş durumda. herkes her ürünü satmıyor. her ürünün de müşteri kitlesi farklı. Öncelikle bilmemiz gereken şey müşteri kitlemizin büyüklüğü.

baston

Örneğin baston satıyorsak, bu ürünü alan kişilerin kitlesi sınırlı. Bu pazarda, sevgililer gününün gelmesi size birşey ifade etmez. Ürününüzü alan kişi genelde size ilk 6 ay içinde bir daha alışverişe gelmez. Bu müşteriye yapacağınız baston mailingleri fayda etmeyecektir. Bu durumda sizin birinci hedef kitleniz yeni müşteridir. Varolan müşteri için yapmanız gereken araştırmalara aşağıda değinicem.

usta

Peki banyo ve yapı malzemesi satan bir eticaret sitesi olsak. Elbette birinci hedef kitlemiz yeni müşteri olacak. Neden? çünkü bir insan durduk yere banyosunu değiştirmez. Ama burda dikkat edilmesi gereken bir unsur var. Verdiği siparişin içeriğine bakarak; az çok, kişinin bu iş ile ne kadar alakası olduğunu çözebilirsiniz. Siparişi veren kişi bir usta olabilir. Yani sizin sektörünüzdeki, işi bilen kişi. Bu noktayı çok inceden görüp, işi bilen müşteriyi sürekli hale getirmeniz gerekiyor. Çünkü ustanın alışverişi her gün olabilir.

hamile

Bebek ürünleri satan bir eticaret siteniz varsa işiniz daha farklı. Çünkü müşteriniz olan kişiyi memnun ederseniz, müşteriniz en az 6 ay boyunca sizinle sürekli alışveriş halinde kalır. Çünkü bir bebeğin ihtiyaçları 3 yaşına kadar kolay kolay bitmez. Ürün eskir, biter, kırılır, küçük gelmeye başlar, yeni ihtiyaçlar ortaya çıkar vs vs ..

Bir arkadaşım; bebeğinin tüm mama ihtiyacını, 6 ay boyunca sürekli aynı internet sitesinden verdi. Neden? çünkü karşı firma her zaman 24 saat içinde ürünü sorunsuz teslim etmişti. Tabiki temizleme bezi, nemlendirici vs ürünleri de ordan aldı. Piyasadan ucuz olduğu için değil, sorunsuz firma olduğu için.

sadakat

Sattığınız ürünlerin sirkülasyonunu iyi hesaplarsanız, bazen yeni müşteriden daha çok, alışveriş yapmış olan eski müşterilerinizin üstüne düşmeniz gerektiğini görebilirsiniz. Çoğu firma yeni müşterileri kovalamaktan, elindeki alışverişe yatkın olan müşteriyi göremez. Halbuki televizyon aldığım firmadan memnunsam, telefon alırken de ilk oraya bakarım. Bilgisayarımı aldığım yerden memnunsam, eşime dostuma da aynı yerden fiyat bakarım. Buna kısaca müşteri sadakati diyebiliriz ve her müşterinizin mutlaka size karşı bir sadakati oluşmuştur ( Talihsiz bir alışveriş olmadıysa ). Sadece bunu korumak gerek.

fiyat_kalite

Piyasada her zaman fiyat kalite karşılaştırması yapılır. Satış yaptığınız ürünlerde fiyat kalite konusunda çok iyi bir ürünü satıyorsanız, bu ürünü alan kişileri yakından takip edin. bu kişilere farklı ürünlerde promosyonu eksik etmeyin. Çünkü piyasada her zaman, daha çok reklam yapan bilinir ve tercih edilir. Fiyat kalite arayışındaki kişiler daha seçicidir ve çevresine de bu tarz bilgileri verir ve referans olur. Kaliteli ve uygun fiyatlı birşey aldığında, herkes bunu anlatmak için can atar. Bu da size bir şekilde geri dönecektir.

iphone 5S alan kişi, kalkıp da sitenizi övmeyebilir; ama GM Discovery alan kişi, telefonunu övüp bu siteden aldım diyecektir.

Yeni müşteriye sürekli olarak ne alacağını bilmeden kucak açarız. Halbuki bizden alışveriş yapmış kişiye bir dahaki sefere ne alacağı konusunda yön verebiliriz. Kişinin alışverişinden bir analiz çıkartıp ihtiyaçlarını belirlemek mümkün. Oyun konsolu almış müşterimiz, bizim yeni gelen oyunlarımız ile daha ilgili olacaktır. Kendisine sadece o kategoride bir indirim sağladığımızda dönüş oranı yükselecektir.

tahmin

Bugün google bile insanların neyi ne zaman aldığını takip ediyor. Yaptığın aramalardan ve sıklıklarından hangi ürünle ilgilendiğini ve aramayı kestiğinde ise o ürünü aldığını tahmin edebiliyor. Hepsiburada, alışverişinize bakarak çocuk sahibi olup olmadığınız tahmin ediyor ve ona göre mailing yapıyor. Amazon bu konuda o kadar gelişmiş ki; adamlar bir sonraki alışverişinizi tahmin edip, kargosunu siz sipariş vermeden hazırlamış olacağız diye iddada bulunuyor.

Markafoni alışveriş yapmış olan müşterilerini yeniden alışveriş yaptırmak için kupon kullanıyor. Çalışma mantığı da tahminimce, yaklaşık olarak şu şekilde. Eğer daha önceden alışveriş yapmışsanız ve yeni bir ürün alacaksanız sizi bekliyor. Sepete ürünü eklemeden gezmeye devam ediyorsanız bir süre sonra aniden 5TL lik bir kopun karşınıza çıkıyor. Hadi artık ikinci alışverişini yap demeye çalışıyor. Alışveriş yapmamakta çok mu ısrarcısınız. Bakmakta olduğunuz ürün başkasının sepetinde uyarısı daha fazla çıkmaya başlıyor. Hiç mi ikna olmadınız, Bugünkü alışverişinizde kargo bedava kampanyası başlıyor.

Eski müşteriye alışveriş yaptırmak, yeni müşteriye yaptırmaktan daha kolay. Bu yüzden, elinizdeki alışveriş yapmış müşterinin kıymetini bilin. Her müşterinizi sınıflandırın. kendisinin ileride ne ihtiyacı olabilir?

baston

İlk verdiğimiz baston örneği vardı. Müşteri nadiren alışveriş yapıyor ne yapmalıyım? Alışveriş yapan müşterinin sosyal durumunu iyice öğrenmek gerek. Müşterinizi arayıp anket yapmaktan çekinmeyin. Neden sizi tercih etmiş, ürününden memnun mu, ürünü seçerken neye dikkat etmiş, kullanım şekli hakkında yeterli bilgisi var mı, kişi kendisine mi almış hediye mi vermiş. Bastonunun ne sıklıkla değiştirir ve farklı bastonlar kullanmaya ilgi duyar mı. Ürün hakkında bilmesi gereken bir püf noktanız varsa mutlaka anlatın. Örneğin bastonun ucundaki yere değen plastik ne kadar sürede aşınır, yedeğini nasıl temin edebilir vs vs

geri-ara

Laptop satışı yapan firmaysanız, laptop ulaştıktan sonra müşteriye ulaşıp ürününüz hayırlı olsun. iyi günlerde kullanın araması yapabilirsiniz. ürünün yanında gelen işletim sistemi ve güncelleme avantajlarından birini anlatıp satış yapabilir, ya da driver konusunda nereden dosyalara erişebileceğinizi anlatmanız size artı puan kazandıracaktır. Herhangi bir klavye mouse modem hoparlör ihtiyacında sitenizden indirimli olarak alabileceğini bildirmeniz mutlaka işe yarayacaktır.

indirim-kupon

Hatta ne satıyor olursanız olun. Alışverişten sonra müşterinize bir hediye çeki oluşturup bildirin. Zaten yeni müşteri bulmanın size belli bir tanıtım ve pazarlama masrafı var. Sipariş vermiş müşteriye de biraz harcama yapın ki başarı oranınız daha yüksek olsun.

Bugünkü yazımızda konu ordan oraya atladı. Başlangıcı yeni müşterilere odaklanma ile açtım; ama daha çok, eski müşteriyi tekrar alışverişe sevketmeyi anlattım. Eticarette yeni müşteriyi bulmaya çalışmak her zaman maliyetlidir. O kadar maliyete girip de, müşteri bulduktan sonra kaçırmamak ve tekrar sipariş vermesi için çalışmak da pazarlamanın üstünde durması gereken önemli bir konu.

Bundan sonraki konumuz reklam verme ile ilgili olacak. Takipte kalın, herkese bol kazançlar

Okunma Sayısı : 2150

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

Eticarette yapılan yanlışlar – Pazarlama nasıl yapılır

Eticaret site sahiplerinin yaptığı hataları incelediğimiz ikinci yazımıza hoş geldiniz.

Bugünkü yazımızda eticaret sitesi açan kişilerin, pazarlama yönetimi hakkındaki eksik ya da hatalı bilgilerini anlatmaya çalışayım.

Fiziksel bir mağazanız olduğunu düşünelim. Mağazanızı nerde açmak istersiniz, önünde kaldırım olan ve insanların yürüyebilecekleri, vitrininizi görebilecekleri bir caddede mi? Bir alışveriş merkezinin içinde , yürüyen merdivenlerin hemen önünde mi ? yoksa; sadece çocukların saklambaç oynadığı, bir arka sokakta mı mağaza açmak istersiniz. Giriş maliyetleri açısından baktığınız zaman saydığım 3 örneğin de durumu çok farklı. Pazarlama konusunda ise herbirinin, birbirinden daha zor şartları var.

avm
cadde
sokak

İnternette bir eticaret sitesi açtığınızda da, sadece çocukların saklambaç oynadığı uçsuz bucaksız bir sokağın içinde bir mağazanız olmuş olur. Kimsenin sizden haberi yoktur. Kendinizi tüm dünyaya , sizin ürünlerinize ihtiyacı olacak olan kişilere duyurmak zorundasınız. Ya da sattığınız ürün bir ihtiyaç olmayabilir, insanları ürününüzü almaları için teşvik etmek zorundasınız. Bunun yolu da pazarlamadan geçiyor.

Bir eticaret sitesi değil de bir alışveriş merkezinde mağaza açmış olabilirsiniz. Bunun internet karşılığı gittigidiyor da, sahibinden de dükkan açmaktır(C2C sistemler). Burda da o alışveriş merkezine giren kişinin, başka bir mağazaya değil de size ulaşabilmesi için, her yürüyen merdiven başına el ilanı dağıtan bir eleman koymanız gerekir (vitrin reklamları, sıralamada öne çıkan doping ilanlar vs..)

Herhangi bir pazarlama yapmazsanız, bir C2C mağazasının, google dan aranıp bulunmak ile çok farkı yoktur. Ticari bir kaygısı olmayan ikinci el satıcısı ile parakende satıcısının fiyat rekabetine girmesi herkese zarar verir. Kaliteye de etki eder, suistimale de açık hale getirir.

Cadde üzerinde mağaza sahibi olmak ise eticarette tam olarak karşılığı olmayan bir kavram. Sadece şöyle bir benzer kavram var. Günümüzde cadde diye tabir ettiğimiz yerler, Facebook, twitter, instagram, youtube vs gibi sosyal medyalardır. İnsanların “bugün neler varmış, arkadaşlarım ne yapmış” diye merak edip girdiği, kendinden birşeyler paylaştığı bir siteniz yoksa, zaten caddenin bir dükkanı değilsinizdir.

Caddede bir dükkan olmasanız da, caddede bulunan bir tabela olabilirsiniz. Bu tabelada “Kışlık botlar bu tarafta” yazıyor olabilir. İşte bu; sizin arka sokakta bulunan ve kimsenin doğrudan görmediği eticaret sitenizin, hayatla olan bağlantısıdır.

KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERA

Yukarıda açıklık getirmeye çalıştığım 3 durumun içinde; en mantıklı olan durum, caddede bir tabela bulundurmaktır. Bu da sizin pazarlamanızdır. Cadde üstüne tabela koymak sadece reklam ile yapılacak diye bir kural yoktur

Fiziksel bir mağazanız varsa ve birileri sizden alışveriş yapıyorsa, ilk odaklanmanız gereken pazarlama adımınız; varolan müşterinizi nasıl eticaret sitenize yönlendireceğinizdir. Neden ayağınıza gelen müşterinizi eticaret sitenize yönlendirmelisiniz? Çünkü birşey almak için dışarı çıkan kişi size gelene kadar başka birsürü mağazayı görecektir. Sizden memnun kalmış kişi; bir sonraki sefer oturduğu yerden doğrudan sizin ürünlerinize ulaşırsa, sizden alışveriş yapmaya devam edecektir.

musteriler

Bugün Deichmann, tv reklamlarında sürekli olarak online alışverişte kargo bedava diye reklam yapıyor. Neden? Çünkü Deichmann mağazasına ulaşmak için girdiğiniz alışveriş merkezinde, daha birçok ayakkabı mağazası var. Benim firkime göre markalar; belli bir eticaret hacmini yakaladığı taktirde, fiziki mağazalarını yavaş yavaş azaltacaktır.

Zappos dünyanın en büyük ayakkabı sitesi ama hiç fiziki mağazası yok. Daha önce zappostan sorunsuz alışveriş yapmış kişi, birsonraki ihtiyacında da ilk olarak zapposa bakıyor.

Türkiyede bunun tersi örnekler var. ebebek tamamen eticaret ile ortaya çıkan bir projeyken şimdi zincir dükkanları var. Aynı şekilde istanbulbilişim ve buldumbuldum da bu yöntemin içinde. Fiziki mağazalar ile daha çok kişiye ulaşmaya çalışıyorlar ama maliyetlerini daha da arttırıyorlar, bu da uzun vadede karlılık ve fiyat politikasında sürdürülebilirliği etkileyecektir.

Ayağınıza gelen herkesi mutlaka eticaret sitenize yönlendirin. Mağazanızın poşetine yazın, kartvizitinize yazın, yazarkasa fişinize yazın, sattığınız ürünün üstüne sticker yapıştırın, ne yaparsanız yapın ama sizden alışveriş yapmış kişinin; eticaret sitenizden, diğer ürünlerinize bakmasını sağlayın.

kupon

Sizden alışveriş yapan kişiye, eticaret sitenizden yapacakları alışverişte kullanmak üzere indirim kuponu verin. Bu büyük bir etkidir ve insanları sitenize girmeye teşvik eder. Bu cadde üstünde bir tabeladır

Geçen yıl X privateshopping sitesi, üye olan herkese ilk alışverişlerinde ücretsiz t-shirt verdi. Söyledikleri gibi T-stirt ücretsizdi, zaten firmayada büyük bir maliyeti olmayan bir üründü ama ürünü almak için 6 TL kargo ücreti ödemeniz gerekiyordu. Ya da 50 TL lik alışveriş yaparsanız kargo ücretsiz olacaktı. Yeni üyelerin yarısı sırf t-shirt ücretsiz gelsin diye ihtiyaçları olmadığı halde 50 TL lik ürün aldı.

Yeni bir dükkan açtığında, dönercilerin bile artık müzik sistemi kurup ilk açılışta kutlama yapmaları, palyaçoları yollara salmaları normal karşılanırken; sizin eticaret sitenizin tanıtımı için böyle basit bir indirim ya da hediye kullanmanız çok normal bir pazarlama yöntemi. Bunu “Oo çok zarar ederiz” diye düşünmek ve bundan kaçınmak yapılacak büyük hatalardandır.

Eticaret sitesi kurdum, gelsin müşteriler diye beklemek daha da büyük bir yanlıştır. Çünkü siz arka sokaklarda kimsenin bilmediği bir yerde bir site açtınız. Kimsenin sizden haberi yok. Sitenize bir ziyaretçi gelebilmesi için; önce sizin varolduğunuzu bilmeleri gerekiyor.

kayboldum

Ya da nereye bakacaklarını bilmiyor olabilirler, bu durumda da ıssız ve  uçsuz bucaksız sokaktaki saklambaç oynayan çocuklara(arama motorları) soracaklardır. Onlar arkadaşlarını ararken tüm mağazaları didik didik etmişlerdir ve nerde ne var bilirler. O çocuklarla iyi geçinmek gerekir, hatta bazen şeker falan verip (reklam) kendinizi daha ön planda tutmayı unutmayın.

Bu işin pazarlama kısmından daha çok reklam kısmını ilgilendirdiği için bu konuyu geçiyorum. Ama özet olarak öncelikle bilinirliğinizi arttırmak için arama motorlarını ve reklamları kullanmanız gerekecektir.

Pazarlamayı, müşteri sitenize ulaştıktan sonra devreye alıyoruz

Müşteri sitenize ulaştı. Sizinle ilk karşılaşması. İlk izlenimin önemi çok büyük. Fiziksel mağazanızda tabelanıza, ışıklandırmanıza ve iç dekora nasıl önem veriyorsanız, eticaret sitenizde de anasayfanızın görünümüne o kadar dikkat etmeniz gerekir. Kesinlikle müşterinin kafasında soru işareti bırakmamanız gerekiyor.

Ürüne fiziksel olarak dokunamadığı için 1-0 yenik durumdasınız

Müşteri; aklına en ufak birşey takıldığı anda sayfanızda cevabını bulamazsa, cevabını bulabileceği başka bir yere kaçar.

confused

Ürün fotoğrafı, ürün açıklaması, müşteri yorumu, taksit seçenekleri, sık sorulan sorulara cevap, satıcıya danışma imkanı, ürün videosu, yan ürünler, kampanyalar, teslimat süresi gibi detaylar tam anlamıyla kullanılmalı. Şimdi bu anlattığımın pazarlama ile ne alakası var diyebilirsiniz; ama bu, sitenizi müşteriye pazarlamaktır.

Google analytics kullanıp günlük olarak sitenize giren sayısını takip edin. Eğer sitenize giren kişilerin alışverişe dönüşümü düşükse, kendinizi kıl bir müşteri yerine koyup sitenize dışardan bir gözle bakın. Hatta olmadı gidin yakındaki bir kahveden çaycıyı oturtun bilgisayar başına ve sitenizde ne yaptığına bakın. Gözünün nereye takıldığına bakın, sayfayı kullanırken nerede zorlandığını test edin.

dede

Anasayfanızda kategorilere ulaşabiliyor mu? Ürünlere ulaşabiliyor mu? Aradığı ürünü bulabiliyor mu? Ürün detayında merak ettiği bilgi var mı? Sepete ürün ekleyebiliyor mu? Alışverişi tamamlayabiliyor mu?

Yukarıdaki aşamaların hepsini kolaylaştırmışsanız ve testi geçebiliyorsanız, siteniz kendini müşterilere pazarlayabiliyor demektir. Eğer bu testleri geçemiyorsanız, satış rakamlarınız da istediğiniz seviyede değil demektir.

Bugünlük pazarlama hakkında yazacaklarım bu kadar. bir sonraki yazım kazanılmış müşterilerin elde tutulması hakkında olacak, takipte kalın..

 

Okunma Sayısı : 2037

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

Eticarette yapılan yanlışlar – Eticaret masrafsız mıdır

Merhabalar,

Bu yazımı yazmamdaki en büyük sebep, eticaret sitesi sahiplerinden almış olduğumuz geri dönüşlerden derlediğim, bazı yönetim yanlışlıkları.

Birçok eticaret sitesi sahibi; sıkıntı yaşadıkları konularda temel sorunu kendilerinde aramak yerine, olmayacak notalara takarak kendilerine zarar veriyorlar. Bu durumlarda olduğunu tespit ettiğim bazı müşterilerime verdiğim bilgilerden yola çıkarak; eticaret sektöründeki 10 yıllık tecrübemle sizlere bazı püf noktaları hazırlamak istedim.

ilk konumuz

Eticaret sitesi açmak, normal bir dükkan açmaktan daha masrafsız mıdır?

Tabiyki daha az masrafı vardır, ama tamamıyle masrafsız değildir.

Bir dükkan açtığınızda dükkanın bir çok masrafı olacaktır. kira, komisyon, çalışan, elektrik, su, sigorta, stopaj, yemek, yol vs vs..

Eticaret sitesi açmanın pek bir maliyeti yoktur. Paket ücretini yıllık kira bedeli olarak düşünürseniz neredeyse 10 kat daha ucuza bir dükkan sahibi olmuş oluyorsunuz. Çalışan konusunda sıkıntınız yok. Her gelen ziyaretçinizle ilgilenen bir çalışanınız var (web sitenizin kendisi) Ziyaretçinin her sorduğu ürünü arayıp bulan bedeninin durumunu kontrol eden akıllı bir çalışanınız var. Sitenizin bu çalışmasına bir isim verelim. İsmi Samet olsun.

ornek-samet

 

Samet her ziyaretçinizi karşılar ve “Buyurun bakın sizin için seçtiğimiz ürünlerimiz bunlar. Mağazamızın en beğenilen ürünleri bunlar, Bugün de şu ürünlerde indirimlerimiz var ve ayrıca kredi kartı ile tek çekimde indirimimiz var” şeklinde bilgilendirir. Müşterinin istediği kategorideki ürünleri hemen karşısına dizer, beğendiği ürünü daha yakından gösterir, varsa ürünün çeşitlerini(varyasyon) sunar. Ürün hakkında detaylı bilgi verir. Almaya karar verilen ürünlerin hepsini elinde tutmaya devam edip(sepet) müşteriye diğer ürünleri gösterir. Bu işi sadece bir müşteriye değil, o anda sitenize giren herkese sırayla yapar. Siz Sametin başka müşteriye de bilgi verdiğini farketmezsiniz.

musteriler

Fiziksel mağazanızın 30 metrekare bir dükkan olduğunu farzedelim. Bu alanda alışveriş yapabilecek müşteri sayısının bir sınırı var. çalışabilecek personelin de bir sınırı var. Ürün sergilemenin de depolamanın da belli zorlukları var. Dükkanınızın alanı ziyaretçilerinize yetmemeye başlarsa uzun kasa kuyrukları ya da kapıda beklemeler oluşmaya başlayacaktır. Siz de ne yapacaksınız. Madem kazanıyorum, müşterim de çok, yan dükkanı da kiralayayım diyeceksiniz. Personelim her gelenle ilgilenemiyor, yeni bir çalışan daha alayım diyeceksiniz. Bu da büyümenin beraberinde getirdiği masraf artışı olacaktır.

dolu-dukkan

Eticaret siteniz de aynı şekilde belli bir hacme ve belli bir çalışan performansına sahiptir.

Teknik olarak hepsi elektronik işlemler de olsa, her serverin, her programlama dilinin, her veritabanını belli limitleri vardır. Satın almış olduğunuz eticaret sitesinin performansı, yani Samet’in performansı belli bir seviyeye kadar ziyaretçiye aynı anda koşturmaya yetecek ve mağazanın kapasitesi de belli bir ziyaretçi sayısına kadar dayanabilecektir. Sitenizde 300 kişinin sürekli olarak Samet’e bana kışlık botları göster, bana erkek ceketlerini göster, bana yazlık babetleri göster diye sorular sorduğunu düşünün. Samet tabiyki “Yeter Be!” deyip istifa etmeyecektir, ama her seferinde depoya inip(veritabanı) sorulan ürünleri getirip göstermeye uğraşırken belli bir hız kaybı yaşamaya başlayacaktır. Artık Sametin sadece size değil, başka müşterilere de cevap yetiştirmeye uğraştığını hissetmeye başlayacaksınız. Aynı şekilde sitenizin bant genişliği ne kadar kısıtlıysa aynı anda sitenizde gezecek ziyaretçi sayısında da yığılmalar ve kapıda sıra beklemeler oluşabilir.

yorgun

Eticaret sitenizin Load Balance dediğimiz ihtiyacı işte burda devreye giriyor. Yan dükanı da kiralama ve yeni çalışan alma mantığı ile neredeyse aynı. Siteniz iki farklı sunucuda çalışırsa, gerektiğinde ziyaret yoğunluğuna göre diğer dükkandaki çalışanlardan yardım talep edip işleri daha hızlı cevaplar. İki Samet çok daha hızlı çalışacaktır. daha büyük dükkan, daha büyük depo daha fazla masraf yaratacaktır ama işlerinizin doğru yürümesine yardım edecektir.

Ticarette bu büyütme işlemi çok gerekli olarak kabul edilirken, eticarette altyapıyı yükseltme hep gereksiz masraf olarak görülür. Halbuki olması gereken budur. Tek bir hosting alanında bir veritabanı ile tek başına bir site çalıştırmak her şey için yeterli olmuş olsaydı, büyük firmaların 10larca serverler kurmasına da gerek olmazdı. Bugün bir markafoni, limango, hepsiburada gibi siteler ortalama en az 10 sunucu ile çalışıyorlar. bunlar veritbanı sunucuları (master-slave, NO-SQL), ürün görsellerinin olduğu cdn dediğimiz sunucular, istekleri alıp kodlamaya gönderen request sunucuları, istekleri cevaplayan response sunucuları, ayrıca mail ve DNS sunucularını da unutmamak gerek.

Eticaret sitenizden ne kadar çok beklentiniz varsa o kadar da altyapısına yatırım yapmanız gerekir. Eğer beklentiniz büyük ama altyapı yatırımınız az ise, oturup bunu gerçek hayattaki fiziksel mağazanız üzerinden bi simulasyon yapmanızda fayda var. neyin eksik kaldığını daha kolay göreceksiniz.

Yazımızın ilk bölümünün sonuna geldik. Bir sonraki yazıda eticaret sitesi sahiplerinin gözden kaçırdığı noktaları anlatmaya devam ediyorum. Takipte kalın…

Okunma Sayısı : 1996

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn