Video İçeriklerin İzlenme Oranı Nasıl Artırılır?

E-ticaret söz konusu olunca içerik üretmenin de bin tane yolu mümkün oluyor. Fakat son zamanlarda en çok göze çarpan, video içeriklerden başkası değil. Günümüzde tüm firmalar video içerikler ile hem ürünlerini hem de hizmetlerini tanıtmak için çabalıyor. Çünkü artık internet kullanıcıları, görsel ögelere oldukça ilgi gösteriyor. Bazen upuzun bir yazı yerine video içerik ile anlatılan tanıtımlar, çok daha etkili olabiliyor. Çünkü internet kullanıcılarının vakti dar, yorgunluğu fazla! Aynı zamanda video içerikler sayesinde hedef kitlenize kısa sürede daha yoğun bilgi aktarımı mümkün. İşin içine akılda kalıcılık oranı da eklenince, video içerikler altın değer olarak yükseliyor. Peki video içeriklerin izlenme oranı nasıl artırılır? Sizler için derledik…

maxviewer

– Videolarınızın yeterince bilgi aktarması için videonuzu tanıtmanız şart. Videolarınızın açıklama kısmına ilgili konuyu tanımlayan bilgiler girmelisiniz. Anahtar kelimeleri kullanmak bu anlamda faydalı olacaktır. Aynı zamanda web sitenizin ya da sosyal medya hesaplarınızın linklerini eklemeniz de mümkün.

– Video başlıklarınızda anahtar kelimeler kullanmak her zaman mantıklı bir fikirdir. E-ticarette büyümek için Youtube sitesinin gücünü kullanmak şart. Çünkü Youtube, Google’dan sonraki en büyük arama motoru olarak tanınıyor. Anahtar kelimelerin kullanımı hedef kitlenizin karşısına çıkmanızı kolaylaştırır.

– Video içeriklerinizi yüklediniz fakat etiketler kısmını boş bıraktınız. İşte bu büyük hata! Anahtar kelimelerinizi etiketler kısmına eklemelisiniz. Bunun yanı sıra ürününüz, videonuzla ilgili bilgiler ve markanızı da ekleyebilirsiniz. Bu sayede Youtube’un video içeriğinizi daha kolay kategorilendirmesini sağlamış olursunuz.

– Video içeriğinizi yalnızca kendi sitenize yüklemekle yetinmeyin. E-ticaret geniş, internet ise sınırsız bir alan! Farklı mecralardan videonuzu yayınlayarak kitlenizi genişletme şansınızı kullanabilirsiniz.

– Hiçbir müşteri tamamen reklamlardan oluşan videoları sevmez. Bunun yerine yine ürününüzü tanıtan ama bir fayda da sağlayan videolar hazırlayın. Bu fayda bazen bilgi, bazen eğlence, bazen de heyecan olabilir. Direkt reklam amaçlı videolar yerine bir öyküsü olan videolar çok daha ilgi çekicidir.

– Videonuzu sık sık paylaşmaya çalışın. Elbette ki kullanıcıları bıktırmamaya özen gösterin. Fakat izlenme sayınızı artırmak için Twitter, Facebook ve Instagram gibi mecraları kullanmanız gerekecektir.

Okunma Sayısı : 145

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

Samsung Galaxy Tab P1000 Android 5.1 Lollipop Güncelleme

Merhaba Arkadaşlar,

Samsung Galaxy Tab P1000 tabletimize en son 4.4 sürüm cyanogenmod kurmuştuk.

Zaman içinde uygulamalar, artan teknolojide daha güçlü donanımlar geldiği için eskisinden daha fazla işlemci ve ram tüketiyorlar.

Bu yüzden resmi olarak güncelleme almayan cihazları, bu şekilde yan yollardan yeni sürüme geçirdikçe uygulamaların zaman içinde ağırlaşması ve takılmaya başlaması normal.

Tabibu durum android 4.4 yani kitkat öncesine ait.

Android 5 yani Lollipop ile beraber artık programların derleme mantığı da değişti.

Eskiden her program kaynak kodundan çalışıp, cihazın içinde her seferinde anlık derleniyor ve daha fazla kaynak tüketiyordu. Artık Lollipop ile beraber uygulamalar cihazı ilkaçtığımızda derleniyor, her seferinde süreklifazlakaynak tüketmiyor. Bu da cihazın ilk açılışında bir kez zaman alıyor, ama daha sonra uygulamaların daha hızlı çalışmasını sağlıyor.

Peki bu samsung galaxy tab P1000 tabletimizi Lollipop’a nasıl geçiyoruz?

Öncelikle cyanogenmod üstünde bu projenin bizim cihazımızı desteklemediğini söylemem lazım. Bu yüzden artık başka bir rom kullanıyoruz.

OmniRom ileilk olarak tabandaki recover modunu değiştirmemiz gerekiyor.

cyanogenmodun desteklediği clockwork mod yerine artık twrp yükleyicisine geçiş yapıcaz.

Sırayla şu adımları uygulayalım

  1. Omni 4.4 sürümünü buradan indiriyoruz
  2. SuperSU 2.4 sürümünü buradan indiriyoruz

Bu iki dosyayı indirdikten sonra cihazı bilgisayara bağlayıp dosyaları doğrudan tabletin hafıza kartının içine atıyoruz.

sonra cihazı komple kapatıp Power(güç) ve VolUp(ses açma) tuşlarını basılı tutuyoruz.

Cihaz Recovery mod ile açılacak.

Tabi buraya kadar gelmeden önce cihazınıza clockwork mod yüklü olduğunu varsayıyorum. Eğer tabletinize bugüne kadar hiç rom yüklemediyseniz, o zaman daha eski yazılarımdan bunları yapmanız gerekiyor (eski yazım)

recovery mod içinde install zip file from sd card kısmından az önce kopyaladığımız omnirom 4.4 ü yükleyin.

ilk seferinde yüklemede hata verecektir. Hatadan sonra tekrar aynı dosyayı yüklemeyi deneyin. bu sefer yüklenecek ve clockworkmod u silip kendi recovery modunu yükleyecektir. bu mod açıldığında install kısmından omni 4.4 dosyasını yükleyin

wipe kısmından herşeyi sildirin ve cihazı yeniden başlatın

cihaz açıldıktan sonra elimizde temiz bir android 4.4.4 cihaz olmuş olacak. Tabi içinde herhangi bir uygulama yok.

Özellikle gapps paketlerini kurdurmadım, çünkü yükseltme yerine sıfır kurulum her zaman daha iyidir.

Şimdi işlemimize kaldırğımız yerden devam ediyoruz

  1. Artık omnirom lollipop 5.1.1 sürümünü buradan indirebiliriz.
  2. Gapps 5.1.1 paketini de buradan indirin.

Aynı şekilde cihazı bilgisayara bağlayıp paketleri cihazın içine kopyalayın

sistemi kapatın ve üstte anlatıldığı gibi recoveryekranına giriş yapın.

yeni indirdiğiniz omnirom 5.1 ve gapps 5.1 dosyalarını sırayla yükleyin

wipe ekranına girip herşeyi sıfırlayın

cihazı yeniden başlatın

işte bu kadar…

Okunma Sayısı : 5236

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

vSphere İçin Performans İpuçları

Vmware ESXi sanal makinelerinizden en iyi performansı nasıl elde edersiniz

İşimiz gereği farklı işler için farklı konfigürasyonlarda çeşitli sanal makineler ile çalıştık. Bu sırada edinmiş olduğum bilgileri sizinle paylaşıp sizleri de bilgilendirmek istedim. Yapacağınız bazı ayarlarla, sanal makineizin performansını çok daha iyi hale getirebilirsiniz.
İşte sizin için derlediğim 10 ipucu

#1: Memory Overcommit / Bellek Sınırını Aşmak
Sanal makinelerinizi kurarken, cihazınızdaki bellekten daha fazlasını sanal makinelerinize atamış olabilirsiniz. Bu nasıl oluşur; ihtiyaçlar hesaplanmadan, zor durumda kaldığında sorun çıkartmaması için donanımı baştan fazla falza veririz.
Öğneğin 64GB RAM kapasiteli bir fiziksel makineniz var. Normalde işletim sisteminin bunun en fazla 1,5 Gb kadarını kullanacağını hesap ederek, 4 GB bellekli 20 tane sanal makine kurdunuz diyelim. 80 GB ram olmadığı halde vmware bu makineleri sorunsuz olarak çalıştırabilir. Disk üzerinde bir swap dosyası tutarak, makinelerin kullanmadıkları ram alanlarını bu dosyalar üzerinde koordine eder ve 64 GB rami 80 GB gibi kullanırsınız. Tabi bu da size performans kaybettirir. Özellikle de ram oranları sürekli değişiyorsa, sürekli olarak swap dosyası ile iş yapılacağı için performansınız daha da düşecektir.
konu ile ilgili makaleyi buradan okuyabilirsiniz

 

#2: CPU Kaç Çekirdek

ESXi lisanslaması fiziksel işlemci adedi üstünden olduğu için, işlemci sayısından ziyade sanal ve fiziksel çekirdek sayısı daha fazla olan işlemcileri tercih edin. Bu sayede lisans maliyetiniz azalacaktır. Fiziksel olarak işlemcinin GHz olarak daha yüksek olması size avantaj sağlamayacaktır. Sanal makineye vereceğiniz vCPU adedini yüksek tutarak da aynı işlem gücüne ulaşabilirsiniz.  2 GHz hızındaki 16 çekirdekli işlemciden elde edceğiniz performans, 4GHz hızındaki 8 Çekirdekli işlemciden elde edeceğinizden daha fazla olabilir

 

#3: VM Bellek Ayarı

Her makinenizin ihtiyacını doğru ölçün. exchange gibi çok ram kullanan işler için sanal makinenizi ram miktarını doğru hesaplayarak başlayın. örneğin sıradan bir exchange server en az 16GB ram tüketir. daha azını vererek performansını düşürmeyin. Çok kullanıcılı bir exchange sunucusu için 64gb ram yeterli olabilir. Ram ayarlamasını yaparken de ilk maddede söylediğim memory overcommit durumuna düşmemeye özen gösterin. Ram yetmiyor, hemen cihazı kapatıp 16 GB daha ekleyelim deyip makineyi hızlandırmaya çalışırken, daha da yavaşlatırsınız. ram kullanımı için tüm makinelerinizde mutlaka zabbix gibi bir monitör kurulu olmalı. belli bir süre, örneğin 1 ay boyunca istatistik toplayıp ortalama işlemci, ram ve disk kullanımlarını ölçüp, gerekirse makinelerinizin özelliklerini kısmanız ya da arttırmanız iyi olacaktır.

#4: Paravirtual SCSI Driver

Paravirtual SCSI driver, disk performansını %25 lere kadar arttırabilir. Sanallaştırmaya uygun tasarlanmış işletim sistemleri (Windows server 2003 R2 ve üzeri , Redhat 5 ve üzeri), paravirtual SCSI driveri ile diskin gerçekte fiziksel bir disk olmadığını bilerek emülasyonunu buna göre yaparlar, böylece diske erişim hızı çift emülasyondan tek emülasyona ineceği için performans artışı olur.
#5: VM Snapshot Kullanımı

Snapshot özelliği, vmware sistemleri için çok güzel birer deneme tahtasıdır. Mesela bir driver güncellemesi ya da sistem updatei yapacağınız zaman, sistemde bir hata yaşanıp yaşanmayacağını test etmeniz gerekebilir. Bu durumda sistemin bir snapshotunu alıp güncelleştirmeyi yaparsınız; eğer bir sorun yaşanmazsa sistemi snapshota geri alıp normal şekilde tekrar güncellemenizi yaparsınız.

Eğer sistemde sorun oluşmuyorsa snapshotu hemen silmeniz gerekir. Snapshotun üstünden sistemi kulanmaya devam ederseniz sistem performansı her saniye kötüye gider. Snapshot alınan yerden itibaren oluşan her bilgi farkında sanal makinenin verilerin iki halini de sürekli olarak ayrı yerde tutmaya devam edecek ve her seferinde çift kontrol ile disk performansını yerlerde süründürecektir. Bunun sebebi, her dosya değişikliğini delta adı verilen bir ek dosyada tutar. Bu durum aynı zamanda ek diskalanı da tüketir. 100Gb olarak ayarladığınız makineniz gerçekte 150GB yerkaplamaya başlar

Eğer sanal makinenin disk erişiminde hız sorunu yaşıyorsanız ver istek arttıkça işlemci kullanımı da artıyorsa ilk olarak snapshotlarınızı silmeyi deneyin.

#6: Jumbo Frame

Varsayılan network MTU değerleri 1500 byte boyutundadır. Jumbo frame özelliğini açarak, network paketlerinin boyunu 9000 byte boyutuna çıkartabilirsiniz. Eğer bağlantınız 1Gbit değil de 100Mbit ise, jumbo frame size daha çok fayda sağlar.

Tabi bunu yaparken birbiriyle bağlantı kuran tüm makinelerinizde jumbo frame olmasına dikkat edin, yoksa çok büyük network performans sorunu yaşayabilirsiniz. Jumbo frame kullanmayan makine sürekli olarak paketlerde kayıplar yaşayacağı için, iletişimde sorunlar olacaktır.

 

 

#7: Thin / Thick Disk Provizyonu

Sanal makine oluştururken disk tipini thin seçerseniz, diskinizin kullanılmayan yerleri boşu boşuna yer kaplamaz. sadece gerçekte kapladığı yer kadar diskinizden harcar. Böylelikle 1 TB disk alanına gönül rahatlığıyla 100Gb lık 20 tane makine açabilirsiniz. nasılsa hepsi disklerin tamamını kullanmazlar 🙂 Hosting firmalarının genelde yaptığı şey budur. Az kaynakla çok sanal makine satmak. Tabi bu durum aslında performans için hiç iyi değildir.

Thick olarak açılmış diskler ise; açıldıkları kadar yer kaplarlar, ister içleri dolu olsun ister boş. kullanılacak olan boş yerleri de 000000 ile doldurarak diski kendine ayırır ve böylece ileride üstüne yazılacak olan verilerin dağınık olmamasını sağlar. Thin disklerde ise yer gerektikçe genişlediği için disk üstündeki veriler parça parça olurlar; ve defrag gibi bir birleştirme işlemi yapamayacağınız için, verilere erişim süresi daha yavaş olur.

#8: VMXnet

Network olarak intelin ethernet aygıtı yerine; Vmxnet tanımlarsanız, özellikle windows işletim sistemlerinde yoğun trafik altında daha stabil çalışır. İntel olarak tanımladığım ethernet kartı, server 2008 R2 lerde yoğun saldırı altında kalındığında yükü kaldıramayabiliyor. Serverin internet erişiminin kesildiğini gördüğünüz ethernet kartını devredışı bırakıp yenidenbaşlatırsanız kendine geliyor. VMXnetin yoğun yük altında devredışı kaldığını görmedim ama o da bir yerden sonra çalışırgibi görünüp hiç veri veremeyebilir. Tabi saldırı altında olduğunuzda sanal makinenizi koruyacak bir ek cihazınız yoksa, ne yaparsanız yapın sadece belli bir yere kadar dayanabilirsiniz.

Bu ipuçlarını dikkate alarak makine ayarı yaparsanız, sanal makinelerinizden daha iyi performans elde edersiniz. Herkese sorunsuz günler dilerim

Okunma Sayısı : 257

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

Hangi Web Serveri Tercih Etmeliyim

Eğer bir web sitesi kuracaksanız mutlaka web sitenizi yayınlayacağınız sunucu ile ilgili bir araştırma yapmanız gerekir.

Securityspaces.com sitesinin son rakamlarına göre web server olarak hangi sistemler kullanılıyor ve kullanımları nasıl bir inceleyelim.

 

Web işine girmiş olan herkesin mutlaka ismini duyduğu iki tane web sunucusu var. Apache ve IIS
iisapacehe

Tabi bunların dşında türetilmiş birçok web sunucusu daha var. bunların başında nginx,  litespeed ve lighttpd var

lighttpd litespeed nginx

 

Dünyadaki web server ve site rakamları

Dünyadaki web server kullanımlarına baktığımızda  .com domain adreslerini sunan web sunucu tipleri ve site adetleri aşağıdaki gibi

Apache Microsoft IIS Nginx Lighttp Litespeed Diğer
43.343.527,00 16.544.944,00 11.276.802,00 557.406,00 663.734,00 4.255.037,00

Rakamlardan da görüldüğü üzere 43 milyonun üstünde bir rakmla Apache açık ara web sunuculuğunda lider görünüyor.

Apache tüm platformlarda çalışabildiği için büyük kolaylık. Yazılım dili konusunda ASP ya da .NET kullanmadığınız durumlarda Apacheyi gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

Peki yazılım dili olarak ASP ya da .NET kullanıyorsak ne yapabiliriz.

Mecbur olarak bu dilleri çalıştırabilecek bir web sunucusuna yani IIS e ihtiyacınız var. Microsoft kendi işletim sistemi ve kendi dilinde sizi kendi web sunucusunu kullanmaya mecbur bırakıyor. Derleyiciyi açık kaynak olarak vermediği için, diğer web sunucularında bu dilleri çalıştırmak mümkün değil.

Rakamlara bakılırsa dünyada büyük çoğunluğun microsoftun serverini, yazılım dilini ve web sunucusunu tercih etmediğini söyleyebiliriz. Peki ne kullanıyorlar ? PHP, Ruby, Phyton … birçok çözüm var

Üstelik genele baktığımızda bir linux işletim sistemi ve apache web sunucusunun size toplam maliyeti 0 (sıfır) TL

 

Peki Türkiyedeki rakamlar nasıl

Apache Microsoft IIS Nginx Lighttp Litespeed Diğer
41.772,00 57.726,00 7.329,00 1.497,00 7.463,00 2.480,00

Türkiye’de com.tr uzantılı domainlerin kullandığı web sunucu ve site rakamları yukarıdaki gibi.

Türkiyede nedense IIS kullanımı daha fazla görünüyor. Ülke olarak microsoft ve ürünlerini çok seviyoruz.

Bundan şunu çıkartabiliriz; türkiyedeki sitelerin yazılım dillerinde ASP ve .NET kullanımı dünyadaki oranına göre daha yüksek.

Tabi bu rudumu sadece microsoftun yazılım dilleri ile bağdaştırmamak gerek. IIS 7 den itibaren kendi içinde PHP ve diğer dillerin derleyicilerini CGİ modunda çalıştırabiliyor.

Bu sebeple web server yöneticileri Apache yerine IIS tercih edebilirler. IIS kullanmanın ne kolaylığı olabilir? Apachede başından beri var olan htaccess kuralları, IIS te URL rewrite ile yavaş yavaş karşılık bulmaya başladı. IIIS gün geçtikçe Apacheye karşı olan eksiklerini kapatmaya çalışıyor. Her ne kadar performansı apacheye yaklaşamasa da yine de kullanım kolaylığı açısından başarılı.

IIS in bize sunmuş olduğu en güzel özellik GUI verebilmesi. apachenin komut satırından çalışan yapısının karşısında size bir ekranda siteleri ekleyip çıkartabilen, ayarlarını görsel oarak yaptığınız bir arayüz sunuyor.

Millet olarak herzaman siyah ekrandan uzak durmaya, kod yazarak ilerlemek yerine çift tıklamayı tercih etmişizdir. Kolaya kaçtığımızın göstergesi

 

Okunma Sayısı : 1017

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn