İnternet – Maksat Muhabbet

Sanırım Lise hazırlığa gidiyordum. Arkadaşım Basri kendine bilgisayar almış ve beni görmek için çağırmıştı. İlk cümlesi “internette sörf yapıyorum” oldu. o güne kadar bilgisayarda sadece oyun oynayabiliyorduk. başka da bir işe yaramıyordu. 56k modem üzerinden internet denen yeni bir dünyaya bağlanmıştı. Bilgisayar dergilerinin vermiş olduğu bilgilerle, onlardan okuduğumuz internet adreslerine girebiliyorduk.

Atv de yayınlanan “Şok” programında bir haber çıkmıştı. internette sörf yapan genç kayboldu diye. tam o günlerdi, çocukluk heyecanı işte, bilinmeyen bir dünya internet. Henüz arama moturu nedir, tarayıcı nedir, download nedir bilmeden deli gibi saldırmıştık internete.

US-ROBOTICS-56K-MODEM-SORUNSUZ__64123094_3

İlerleyen aylarda ben de eve internet bağlattım. 56k modem almak için trakya bilgisayara gittim. Modemi aldım ve kendim kurdum. İnternetten ne kadar çok şey öğreniliyordu. aradığın bir çok bilgiyi bulabiliyordun. Kaynaklar genelde yabancıydı.

Bir sonraki ay Tv kartı, bir sonraki ay cine5 şifresini çözmeyi öğrendikten sonra sesini çözmek için full duplex ses kartı gerekliydi.

untitled Sound_Blaster_Live!_5.1

16 bit Soundblaster ses kartını almak için yine Trakya bilgisayara gitmiştim ki, firmanın sahibi Bülent Bey beni yanına çağırıp “Delikanlı sen bu işlerden anlıyosun sanırım. biz internet kafe açmayı düşünüyoruz, burda çalışır mısın ?” diye sordu. Tam da hazırlık sınıfı bitmiş, yaz tatiline girmiştik. Hemen kabul ettim ve ertesi hafta işe başladım. öğleden sonra 3 te gelip gece 12 ye kadar internet kafeyi çalıştırıyordum. Bugün bakınca lise 1 deki bir çocuğa göre yine iyi iş çıkartmışım.

Gündüzleri Kafeye Onur bakıyordu, Akşamları Ben. İlk rpg oyunları Onur sayesinde tanımıştım. Might and magic serisini o öğretmişti bana. internet kafe o zamanlar türkiye için çok yeni bir kavramdı.

Çorlu belediyesinin dondurma festivalinde çalıştığımız firmanın standı vardı. insanlara yarım saatlik internet kullanım kartları dağıtılıyordu. insanlar “nedir bu internet?” sorularıyla kafeye geliyordu. Bütün gece insanlara internete girmeyi gösteriyordum. iyi günler bize internet kartı verdiler de onu kullanmaya geldik biz. bu internetten bize amerikayı göster bakalım. nasıl sörf yapılıyo internette. internette karı kız var mı? Herkes şöyle ya da böyle internetle ucundan tanışıyordu.  Memnun olmayıp da kalkıp gidenler de oluyordu. İnsanların interneti kullanmak için bir sebebi olmalıydı. bir ihtiyaca cevap vermeliydi.

mirc-0_800 mirc-logo

İstenen oldu; Bilgisayar denen zımbırtı, bizlere oyun dışında yepyeni birşeyi, “chat” denen muhabbet özelliğini getirmişti. irc programlarının yaygınlaştığı bu dönemde oyun oynamak, yerini birden chat yapmaya bırakmıştı. İnternetin global dünyaya açılmayı sağlaması, bizleri yanıbaşımızdaki ile konuşmayı bırakıp bilgisayar ekranındaki ile konuşmaya sevketmişti. Siyah bir pencereden yeni insanlarla tanışmak, kitaplarda okuduğumuz karakterlere hayali olarak bir görüntü çizmekle aynı şeydi. Karşındakini görmüyordun ama kendisine iştediğini sorabiliyordun hakkında bigi alıyordun. Belki de bu yüzden çok tutuldu.

Mirc programı kendine has yazım diliyle gelişmeye açık olarak programlanmış dönemin en iyi chat programıydı. Herkes chat yapma peşinde koşarken ben mircin dilini öğrenip mirc scriptlerini yazmakla vakit geçiriyordum. Bir sonraki sene yine okul tatili sırasında aynı yerde çalışmaya devam ettim. Türkiyede #ayna ve #zurna kanallarının meşhur olduğu dönemde yurtdışı kaynaklara bakarak birçok özelliğini kopyala yapıştır yapsak da 6 ya kadar sürede kafemizde kullanılmak üzere kendi mirc scriptimi çıkartabilmiştim.

Programlamaya ilk girişim mirc scriptleri değildi tabi. Abimin zamanında gittiği bilgisayar kursundan öğrendiği dbase ve basic dilleri vardı. onun notlarından ve kendisinin anlattıklarından dos ekranında daha önce birşeyler denemiştim. Ama windows üstünde görsel sonuçları olan ilk yazım deneyimim mirc scriptiydi. Daha sonra üniversitede delphi ile denemelerim olacaktı, en sonunda PIC16F84 ile entegre programlama ve assembly diline kadar gidecektim.

 

Ersin KOÇ ile tanışmam bu dönemlere denk geliyor. Kendisi de başka bir bilgisayar firmasındaydı aynı zamanda da bir internet kafe işletiyordu. Kendisi hosting işi ile de uğraşıyordu. Domain alıp satıyordu. sametgursoy.com u ilk defa onun verdiği bilgi ile bedava domain veren bir firmadan almıştım.

Yagami.net domaini alamamıştım, bedava domain veren firma batmıştı. Yaşım küçük olduğundan kredi kartım yoktu. Bunun yerine Ersine para vererek satın aldırmıştım. O dönemlerde herşey nick üstünden yürüdüğü için kimse kendi adı soyadıyla iş yapmıyordu. DeliOP, Yagami, KGB, Corlulu, herkesin kendince nicki vardı ve kimse kendi gerçek ismini kullanmıyordu.

Web sitesi sahibi olmak o dönemde çok ilginç bir deneyimdi. sen birşey yapıyordun ve herkes onu görüyordu. kimse arama motoru kullanmadığı için sen nereye yönlendirirsen oraya gidiyorlardı. Senin yazdığın scriptin menüsünde ne varsa millet onu kullanıyordu.

Web sitesi yapmayı öğrenmeliydim. Onunla uğraşırken, web sitesinin görsellerini hazırlamak için photoshop diye bişeyin olduğunu öğrendim.

Bu sefer de photoshop öğreneyim derken ordan da fotoğraf düzenleme ve rötüş işlerini öğrenmeliydim.

Bunları da öğrendikten sonra photoshop öğretmeye başlamıştım.
Lise 3 e giderken kendimi bir anda yagami.net üstünden photoshop eğitimi için dersler verirken buldum.

yagami-yapim
Yurtdışı kaynaklardan okuyarak kendimi eğitiyor, bir fotoğaf stüdyosunda çalışanlara çektikleri fotoğraflara nasıl saç ekeceklerini, nasıl sivilce yok edeceklerini öğretiyordum. Tabi bilgisayar üstünde bunca şey peşinde koşmak derslerimi olumsuz etkiliyordu. Hayatım boyunca ilk defa zayıf almıştım. Lise 2 de de ilk kez taktir alamadan sınıf bitirmiştim ama bu kez karnemde zayıf notum vardı. Ceza olarak internetimin kesilmesine sesim çıkmamıştı.

Konuyu nuraya kadar nasıl getirdik. Hayatımıza internetin gelmesi ile hepimizin ufku çok değişti. internetin nimetinden herkes farklı şekillerde yararlandı. Belki hazırlık okumasam ve internette yabancı kaynaklara ulaşamasam, ya da abim basic dilini öğretmese ben de çok farklı bir yerde olabilirdim. 16 yaşında internet kafede çalışmaya başlamasam, belki notlarm daha yüksek olacak ve öss de belki daha iyi bir üniversiteye gidebilecektim. Ama bugününden farklı bir yerde olmayı ister miydin, hayatında bir noktayı değiştirmek istesen deseler, kesinlikle bu anlattığım dönemlerimin virgülüne bile dokunmak istemem.

Okunma Sayısı : 597

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0

Leave a Comment.