xbox-one

Microsoft yeni nesil oyun konsolunu tün gece itibariyle tanıttı. Xbox-One

Xbox360 ilk çıktığında sadece oyun amaçlı olarak çıkmış ama zaman içinde netflix film kiralama, espn spor müsabakalarını izleme, müzik dinleme, kinect ile serbest oyun oynama gibi, üretimi sırasında planda olmayan bir çok geliştirme gördü.

Oyun oynatıcı özellikleri her ne kadar halen günümüzde çıkan tüm oyunlara yetse de, asıl amacı olmayan hd film izleme için farklı işlemcilere ihtiyaç var.

Tabiyki bu durum işlemci ram ve grafik işlemcilerinin geliştirilmesini gerektiren başlıca unsurlar. 7 sene sonunda artık yeni bir konsol üretilmesi gerektiğini herkes söylüyordu.  Asıl amacı oyun oynamak olan bu cihaz, artık yepyeni bir hal alıyor. evimizdeki mediaplayerlerin, radyoların, uydu alıcının yerine geçiyor.

 

xboxone

Daha önceleri bir çok defa Xbox720 ismiyle dedikodusu yapılan bu cihazın ismi şimdiye kadar hiçbir yere sızdırılmıyordu.
şekli ile alakalı kimsenin net bir tahmini yoktu. Sonunda herşeyiyle gün yüzüne çıktı.

xbox21mayis

Peki yeni neler mi var?

Öncelikle cihazın donanım seviyesi bihayli yükseltilmiş

Microsoft yetkililerinin söyledikleri, grafik performansını 8 kat arttırdıkları yönünde.

xbox 360 ta 500 milyon transistörlü 3 şekirdek işlemci varken, xbox one da 5 milyar transistörlü 8 çekirdekli işlemci mevcut.

xbox 360 ta 512Mb ram varken, xbox ona da 8Gb rame yükseltilmiş.

Bu kadar yükseltilmiş bir donanım ile artık çok daha gerçekçi ekran görüntüleri ile oyun oynayacağımız kesin.
konsol ile birlikte ilk duyurulan oyun forza 5 oldu

Standartta 250Gb olan disk kapasitesi 500 Gb a yükseltilmiş.

Dual-Dvd Player yerine Blue-ray eklenmiş.

Ayrıca artık oyun skorlarımız microsoft azure platformunda tutulacak. oynadığımız oyunlardaki aldığımız skorlar ve açtığımız ödüller, oturum açtığımız tüm xboxlarda geçerli olacak.

Multiplayer oyunlardaki 16-32 kişilik oyunların yerine artık 128 kişiye kadar kişi ile multiplayer oynanabilecek

Konsolun genel olarak şekli değiştirilmiş ve daha büyük bir kutu ortaya çıkmış. Kutunun üstündeki her yerde 16:9 oranında diktörtgenlerle farklı materyaller kıllanıldığını görmek mümkün.

xboxoneust

 

Kol konusuna gelince; ecnebinin controller dediği , dilimize kumanda olarak çevrilen oyun kolu için mantıklı bir kelime oturtmamız gerek. Şimdilik kol diye devam edersek, xbox-one kolu da değişmiş.

xboxonecontroller

 

Tam ortadaki  büyük Xbox tuşu daha yukarıya alınmış. Oyun oynarken heyecanlı kişilerin start yerine yanlışlıkla basmasının önüne geçilmiş gibi duruyor.

Pil yuvası değiştirilerek kolun alt yüzeyine daha geniş ama ince bir pil eklenmiş. böylece kullanılmayan parmaklar için altta daha güzel boş bir alan oluşmuş

Gelelim kinect konusuna

kinect-one

Kinect de sıfırdan tasarlanmış. sensörleri güçlendirilmiş. Ses algılaması yenilenmiş

Öne yerleştirilen 1080p kamera ile artık çok daha net bir algılama imkanına sahip. Saniyede 60 kare video çekebiliyor. Bu sayede artık kinect kamerası doğrudan skype görüşmelerinde webcam yerine kullanılabilecek. İnfrared teknolojisi de bihayli arttırılmı. Artık yüzünüzdeki pigment değişikliklerini takip ederek kan dolaşımınızı ve kalp atışınızı izleyebiliyor. infrared olarak takip ettiği için cilt rengi ile ilgili bir sıkıntısı da yok.
En ilginç yanı ise yeni eklenen cmos radar sensör ile artık odanın derinliğini ve içindeki nesnelerin yerini hiç ışık olmasa bile belirleyebiliyor. bu sayede artık kinectten kaçmanıza olanak yok. Yüz tanıma, smiley tespiti, hangi kaslarınıza yüklendiğiniz tespiti gibi bilgileri de oyuna vererek artık oyunların bu bilgilerle bize daha gerçekçi tepkiler vermesini sağlayabilecek.

kinect-tanima

Enerji tasarrufu konusunda birkaç farklı mod var,  isterseniz sadece mikrofonu açık bırakacak şekilde kapanabiliyor. Kapalı durumdayken bile artık “xbox on” diyerek xboxun sizi duymasını ve açılmasını sağlayabilirsiniz.

Xbox-One Oyun makinesi değil Yeni oturma odası deneyimi

geçen sene Wii U ile tv alıcı özelliği konusunda nintendo birşeyler denemişti. Fakat çok da populer bir çözüm olamadı.

Xbox-one ile artık iptv sistemleri de cihazın içinde olabilecek. Bakalım Türkiyede nasıl bir hizmet gelecek. büyük ihtimalle tivibu ile anlaşacaklarını düşünüyorum. tivibu’nun motorolla iptv cihazları pek yeterli durumda değildi.

Tv seyrederken sesimizi, el hareketlerimizi ya da kolu kullanabiliyoruz. geçmek istediğimiz kanalın ismini söyleyerek doğrudan o kanala geçebiliyoruz. Seyretmek istediğimiz film, dizi, program adını söyleyip, yayın akışında o anda onu gösteren kanala geçebiliyoruz.

Evde eşimizle ne kavgalar ederiz artık, “xbox muhteşem yüzyıl”, yo yo yo “xbox kuzey güney”

Xbox platformunun windows 8 ile birlikte ortak bir platforma kavuşması ve windowsun bu platformu hem surface hem de windows phone içinde de kullanması, bu ekosistemi iyice güçlü yapıyor.

Smartglass uygulaması ile birlikte artık xboxun bir kısmını akıllı telefonunuzdan ya da tabletinizden kullanabiliyorsunuz. Bazı oyunlar smartglass ile bütünleşik çalışmaya başladı. örneğin dance central 3 oyununda kinect karşısında 2 kişi dans ederken, bir arkadaşınız da size smartglass ile dj lik yapabiliyor. ya da silahlı oyunlarda mermi sayınız ve enerjiniz önünüzdeki tablette gösterilebiliyor.

Smartglassı klavye olarak kullanıp internete girebliyor ve yazı yazabiliyorunuz. bu da artık cihazların klavye mouse sorununu ortadan kaldırıyor.

 

Microsoft bir yazılım devi olarak biliniyor.
Her zaman da rakip olarak Apple (donanım üreticisi) ve Google (yazılım üreticisi) ile rekabet halinde gösterildi.

Halbuki microsoft uzun zamandır hem yazılım hem de donanım üreticisi. Bu güne kadar da donanımını ve yazılımını kendi ürettiği en iyi ürünü xbox 360 oldu. Diğer ürünlerde çok başarı sağlayamadılar.

Microsoftun surface ürünü dünyada 2 milyon adet sattı. windows phone ile telefon piyasasında sadece %3.2 pazar payına hakim
ama xbox 360 olarak baktığınızda 77 milyon satış adeti ile amerikadaki en çok satılan konsol.

Böyle bakınca microsoftun hangi alanda daha çok kar ettiği ortada. Gelecekte de hangi yönde geliştirmeler yapacağını ya da hangi yöne eğileceğini de rahatlıkla görebiliyoruz.

Bitmeyecek birşey varsa o da oyun piyasasıdır. Oyun piyasasında da, çözüm olarak sadece oyun oynamayı değil, bir eğlence makinasını yaparak microsoft daha çok ekmek yiyecek gibi duruyor. Zaten rakip olarak karşısında sadece sony ve nintendo var. Bu firmalar da en iyi kozlarını zaten kullanmış durumdalar.

Microsoft’a Xbox-One için konsol piyasasında şimdilik açık ara en iyi cihazı yaptığını söylersem hiç de abartmış olmam.

 

Okunma Sayısı : 789

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

Doğum Günü Pastası

 

Eşimin doğum gününde; kendisine farklı bir pasta almayı düşünmüştüm, fakat çorlu gibi bir yerde farklı pasta yaptırabilmek hayal gibiydi.

internetten farklı bir doğum günü pastası olarak ne yapılabilir diye aramalarımı yaptım

Çok güzel pasta resimleri vardı. Acaba bu tarz pastaları kime yaptırabilirdim. Hem de pastayı yaptırıp almak için sadece 1 günüm vardı.

Aklıma uzun süredir müşterim olan pastadekoru.com geldi. Pasta malzemeleri sattıklarına göre, nerden pasta alacağımı da bilirlerdi.

pasta dekoru

Hemen Cem beye telefonla ulaştım. Sağolsun Cem Bey, her türlü pastayı yapabileceklerini sadece resmini göndermemin yeterli olacağını söyledi. Hemen photoshopta internetten gördüğüm birkaç pastanın birleşimi birşey tasarladım ve kendisine gönderdim.

Gönderdiğim resmin aynısını yapabileceklerini ve istersem evime kadar teslim edebileceklerini söylediler.
Hatta pasta fırından çıktığı gibi de resmini bana gönderdiler ve değişiklik yapmak isteyip istemediğimi sordular.

 

imren-pasta
Sonunda böyle güzel bir pasta ortaya çıktı. Eşim de görünce bayıldı.
Yanında gönderdiği sayı mumları, fişek ve maytapları ile birlikte istediğimden çok çok güzel bir doğum günü oldu

pasta-ufle

Değerli Cem Bey’e eşimin doğum günü için gösterdiği yardımlarından dolayı çok teşekkür ediyorum.

 

Okunma Sayısı : 1869

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

E-ticarete başlamak

Eticaret kelimesi benim için 2002 yılına kadar çok şey ifade etmiyordu. Hepsiburada ve gittigidiyor gibi siteler yeni yeni populer olmaya başlamıştı, internette kredi kartı bilgilerini vermek henüz korkulan bir durumdu. O zamanlar sadece ürün bilgisi almak için interneti kullanıyor, alışverişi yerel elektronik marketlerden yapıyorduk.

gittigidiyor-2002


hepsiburada-2002

 

yukarıdakiler hepsiburada.com ve gittigidiyor.com 2002 yılından ekran görüntüleri

Şu anda böyle bir siteye denk gelsek büyük ihtimalle alışveriş yapmadan çıkarız. Tabi o zamanın şartlarına göre siteler genelde böyleydi.

Dünya devi amazon ve ebayin hallerine de bakın

amazon-2002

ebay-2002

 

Her ne kadar o dönemler risk de olsa, biz bir karar verip eticaret sektörüne giriş yapıp, bu konuda türkiyedeki sayılı e-ticaret sistemlerinden birine imza attık. Platinmarket eticaret sistemi

2005 yılında; henüz banka çalışanları, sanalpos dediğimizde aval aval bakarken, platinmarket ilk eticaret müşterilerine ulaşmaya başladı. Ürünlerini internetten satmak isteyen firmalar, çözüm aradıklarında Türkiye’de bu işin yazılımını yapan firma sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi.

Henüz eticaret türkiyede emekleme aşamasında bile değilken; sektörün ihtiyaçlarını belirlemek ve bunlara çözüm üretmek, bizim gibi birkaç eticaret firmasının eline bakıyordu. Bizler de ihtiyaca yönelik olarak sistemlerimizi sürekli olarak geliştirdik.

Bankalardan sanalpos alabilmek, kargo firmaları ile anlaşabilmek gerçekten zordu. kapıda ödeme ve mobil ödeme imkanı da o günlerde yoktu. O zamanlar cesaret edip de eticarete giren firmalardan ayakta kalanlar, gerçekten bu işin şu anda en refah dönemini yaşayanlardır. Çünkü insnaların eticaretten alışveriş direncini kırmak zor oldu. Bankaların 3d secure ödeme sistemleri getirmesi, mobil ödeme sistemleri ile para yerine kontür ile ödeme, kapıda nakit ödeme gibi opsiyonlar geldikçe insanların korkuları gitmeye başladı.

E-ticaret dendiğinde ilk akla gelen “kart bilgilerim çalınır mı?, ya beni dolandırırlarsa?” oluyordu.

Halbuki eğer internetten bir şey alırken kredi kartınızı kullanmışsanız, her durumda siz güvendesiniz. İnternette, müşteri bir ürünü satın aldığını ve parasını kredi kartı ile ödediğini kanıtlamak zorunda değil. Aksine firmalar, bir ürünü müşteriye teslim ettiğini  ve faturasını kestiğini kanıtlamak zorunda. Bugün korkusuzca kredi kartınızı istediğiniz sitede kullanabilirsiniz.

Eğer ekstrenizde şüpheli bir işlem görüyorsanız, ya da yaptığınız bir alışveriş elinize ulaşmadıysa, bankayı arayıp haber verdiğiniz dakikada paranız hesabınıza geri aktarılıyor. Yapılan tüm kredi kartı işlemleri devlet kontrolünde.

Tabi altyapıyı yapan kişiler olarak biz bunu ne kadar bilsek de, insanlara anlatamadığımız için, korkuyu yok etmek te başarısız oluyoruz.

Bu korkuyu yenmenin en büyük öncüleri televizyon kanallarına reklam verebilmiş olan büyük e-ticaret firmaları. Büyük alışveriş sitelerinin televizyon reklamları ile birlikte, artık herkes iternetten alışveriş yapmanın keyfi ve kolaylığına alışmış durumda. Artık kimseye yaptığınız işi anlatmakta zorluk çekmiyorsunuz. Kimseye sitenizin güvenilir olduğu anlatmak için sitenin her yanını ssl logolarıyla doldurmuyorsunuz.

 

Yukarıdaki tv reklamları e-ticaretin insanlarda güven oluşturmasında büyük öncülük etti.
Artık test için açtığımız örnek sitelerden bile insanlar gözü kapalı alışveriş yapıyorlar, yeter ki sitenizi bulabilsinler

Artık eticaret sistemi sahibi olmak için kimsenin bir çekincesi kalmadı. Satacak ürünü olan herkes en kolay yoldan bir eticaret paketi alıp anında ürünlerini internetten satışa çıkartabiliyor.

Önümüzdeki 10 yıl içinde inanıyorum ki kimse alışeriş için evinden çıkmayacak. O her boşlukta koştuğumuz alışveriş merkezlerinin çoğu müşterisizlikten kapanacak. İşini zamanında eticarete taşıyanlar ayakta kalabilecek.

Büyüyen bu pazarda bir an önce yerinizi almanızı öneririm

Okunma Sayısı : 715

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

Yeni tarayıcınız Maxthon

Bugün sizlere Asya kıtası dışında bilinirliği pek olmayan , ama yavaş yavaş tüm dünyanın tanımaya başladığı ve otoritelerin artık kabul ettiği bir web browseri tanıtayım.

Maxthon cloud browser, bugüne gelmeden önce çok eskiden beri vardı. internet explorerin sekmelerinin olmadığı taa 6.0 zamanında myie2 ismiyle sekmeleri olan, internet explorerin altyapısını kulanarak populer olmuşlardı.

10 yıldır web browser piyasasında birçok ilki hazırlayan bir firma oldular.  Kısaca tarihçelerinden bahsetmem gerekirse;

2004 yılında Myie2 isminden Maxthon ismine geçiş yapıp;  2005 yılında Maxthon 2 ile hesap senkronizasoynu, not defteri, sık kullanılanlar gibi nesneleri, oturum açılan her yerden kullanabilmeyi sağladılar.

2007 yılında Çin’in internet için yapmış olduğu baskı yüzünden, Google China ile alakalı anlaşma iptal edildi. O dönemde resmi olarak doğrulanmamış 5M dolarlık anlaşma olduğu techcrunch ta yayınlandı.

Firefox ve Chromeun internet explorer karşısındaki başarısından sonra;

2010 yılında internet explorerin altyapısını kullanmayı bırakıp maxthon 3 olarak karşımıza çift motorlu tarayıcı olarak çıktı.

Maxthon 3 te hem trident (microsoft) hem de safari (apple) motoru ile istediğiniz zaman istediğiniz tarayıcı modunda siteleri gezebilmeye olanak verdi.

2011 de tabletler için ilk android browseri çıkarttı. ardından ipad, iphone ve mac için de tarayıcılar çıkarttı.

2012 de Maxthon Cloud Browser olarak yenilikçi birçok bulut hizmetini tarayıcıya entegre ederk bugünümüze kadar geldi.

Bu güne kadar yüzlerce ödül alan maxthon, browser camiasında 2013e kadar bir türlü kendini bir tarayıcı olarak kabul ettiremedi.

Amerikaya açtığı ofisten sonra yaptığı başvurular sonucunda, artık bir web tarayıcı olarak otoriteler tarafından kabul gördü.

html5test.com da en iyi web teklonojilerinde aldığı en yüksek puanla günümüzde halen 1. sırada gösteriliyor.

html5

google analytics hizmetlerinde de artık maxthonu, tarayıcılar sekmesinde görebiliyorsunuz.

google_analytics

 

Yıllardır kullandığım maxthon için bu gelişmeleri görünce sizlerle paylaşmak istedim

Kabul görmediği halde bu piyasada 10 yıldır mücadele etmeye devam eden, ücretsiz olarak bizlere bu kadar özelliği sunan ve her zaman kendini geliştiren bu ekibe teşekkürlerimi sunuyorum.

Çevremdeki herkese maxthonu elçi gibi anlatmaya ve tanıtmaya özen gösteriyorum çünkü adamlar bunu hak ediyor. Yarattıkları ve arkasında durdukları bu değeri herkese tanıtmak lazım

İsterseniz hemen maxthonu indirip siz de deneyin, ya da isterseniz maxthon un bize kattığı güzel özellikler için bir sonraki yazımı bekleyin

Okunma Sayısı : 651

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn

Hiçbir şeye değişmem sevdiceğimi

Devlerin aşkı büyük olur sevdiceğim, gerçi biz dev değiliz, normaliz ama bizim aşkimiz da çok büyük, çok süper. Ve kimseler bozamaz aramızdaki bu büyük aşkı. Çünkü yürekten bağlanmışız birbirimize, adeta tek yumruk olmuşuz sevdicegim. Dünyaları serseler önüme yine de vazgeçmem senden. bir gün otururken mutlu mutlu, birden telefon çalsa “tililili…. tillilili” diye…açsam,

“alo buyrun” desem…

“alo iyi aksamlar, Samet beyle görüşecektik..” deseler…

“buyrun benim” derim.

“Samet bey tekrar iyi akşamlar, biz Danimarka’dan arıyoruz” deseler…

şaşırırım doğal olarak sevdiceğim çünkü benim Danimarka’da tanıdığım hiç kimse yoktur.

“konu nedir ?” derim..

“Samet bey bilmem sizin ordaki gazeteler yazdı mı? biz Danimarka’da iki hafta evvel bi referandum yaptık, referandumun sonunda halkin %90’ının eskisi gibi kraliyetle yönetilmek istediği sonucu ortaya çıktı. Biz de şimdi parlamentoyu fesh edip tekrar monarşi dönemine geçmek istiyoruz” dese…

“Olabilir bu Danimarka halkinin kararıdır, saygı duyuyorum” derim sevdiceğim…

“Sagolun Samet bey, yalnız bizim ufak bi sorunumuz var, sizden yardim rica edecektik.” dese…

“Nasıl bi yardım ?” derim..

“Şimdi Samet bey, biz araştırdık soruşturduk, bu iş için sizden daha uygun birini bulamadık. Sizden ricamız, gelin ülkenin başına geçin tahta oturun, bizim kralımız olun. Bunu sizden tüm Danimarka halkı adına rica ediyoz, lütfen kırmayın bizi çünkü başımızda zeki bi insan olsun, bizi iyi idare etsin istiyoruz.”dese

İnan hemen “Tamam kabul ediyorum” diyerek sazan gibi atlamam, biraz ağirdan alırım sevdiceğim.

“İltifatlarin için teşekkür ederim canım, şimdi ben Danimarka’ya hiç gitmedim daha evvel. Yüzolçümünüz ne kadar, İsveç kadar var mı araziniz?” diye sorarım.

“İsvec’ten biraz daha küçüğüz gibi.”

“Peki halkınız nasıl, sarı mı?”

“Büyük çoğunluğu sarı abi”

“Peki sarı bi halka, kumral bi kral tuhaf kaçmaz mı?”

“Yok abi kesinlike kaçmaz.”

“Peki milli gelirleriniz nelerdir?”

“Abi bizde tarım da var sanayi de var, ama en önemli sektörümüz balıkçılık Samet abi…”

“Hadi ya, demek balıkçılık var. Peki bu günlerde ne çıkıyo..?”

“Abi bi saniye bakıyorum… şimdi lüfer, sarı kanat, çupra biraz da torik ve orkinos çıkıyomuş…”

“Güzel, hepsi de makbul balıklardır… Şimdi canım gelip başınıza kral olurum, yalnız bana hiç kimse asla majeste demiycek tamam mı?”

“Olur Samet abi, majeste demeyiz. peki ne diyelim..?”

“Kujeste deyin”

“Kujeste mi? olur abi, sen nası istersen öyle hitap ederiz.”

“Yok yok seni sınamak için şaka yaptım. Bakiyim dedim ben espiri yapınca yılışıp ehoo ehoo diye şımaracak mısın ama aferim bak, yılışmadın… Çünkü benim hayattaki en büyük korkum, yılışık bir halka kral olmaktır.”

“Haklisin Samet abi”

“Pardon senin adın neydi?”

“Kenet Oherson abi…”

“Şimdi bak Kenet’çim, bu iç olur, benim aklıma yattı. Yalniz bana bi on-onbeş gün müsade ediceksiniz. Eşyaları toparlıycam ondan sonra yengenizi de alıp gelicem, vazifeye başlıycam, tamam mı canım?”

“Tamam Samet abi, olur, ama abi ufak bi problem daha var.”

“Problem mi, neymiş o bakiyim…?”

“Yenge kraliçe olsun mu olmasın mı diye bi referandum daha yapmamız, halka sormamız gerekiyo.”

 

İşte bunu kabul edemem sevdiceğim. Çünkü sensiz ne o tâcı giyerim, ne de o tahta otururum. Saraya sensiz birak kapısından içeri girmeyi, önünden bile geçmem. İşte böylesi duygularla bağliyken sana, aşkimi; yüzde yüz kazanacağımı bilsem bile referandum konusu yapmam.

Bunu bir hakaret kabul ederim. Ama bebegim, teklifi reddederken de kırıcı olmamaya çalışırım.

 

“Kusura bakmayın ben, Danimarka kültürüne yabancıyım, sizin halkın sorunlarını çözemem, siz elma dersiniz ben, armut anlarım. gerilim olur, isyan olur, hani tacıma tahtıma laf ederler, onu da biz kaldıramayız… onun icin ne şiş yansın ne kebap, siz başka bi kral bulun, beni mazur görün. hadi öptüm canım çavv…”

Alıntı : Leman / Soner Günday

Okunma Sayısı : 770

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on TumblrShare on LinkedIn